Türkiye’de haute-couture var mı?

Mart 5, 2007


Geçen akşam televizyonda kanallar arasında gezerken gözüme bir program ilişti. Ali Saydam ve Özlem Gürses’in sunduğu “Bildiğin Gibi Değil” programının konuğu Vural ve Meral Gökçaylı’ydı. Ne konuşuyorlar diye 10 dakika izledim. Zira bu programa 11 dakika tahammülüm yok. Herşeyden önce haber kanalı olarak Habertürk’ün yayınında ses sorunu var. Stüdyoda bile konuşulan her şey yankılanıyor ve düğün salonu mikrofonundan konuşuluyormuş gibi, bir süre sonra izledikleriniz sizi yormaya, gürültü gibi gelmeye başlıyor. Ayrıca Özlem Gürses ve Ali Saydam’ın programa iyi hazırlanmadıkları çok belli oluyor. Konuklara amatör gazeteciler gibi olmadık sorular soruyorlar, Özlem Gürses çok pot kırıyor, kelimeleri yanlış telaffuz ediyor, Ali Saydam ile kendi aralarında bizim anlamayacağımız cilveler, espriler vs. vs.

Geçen akşam da aynı şey oldu. Vural Gökçaylı, dünya modası nereye gidiyor, neler olup bitiyor diye güzel güzel anlatıyordu. Konuşmanın ortasında Özlem Gürses “haute-couture ne demek?”, “pret-a-porter ne demek?” diye durmadan araya girmesine tam dişlerimizi sıka sıka tahammül etmeye çalışıyorduk ki… Ali Saydam Vural Gökçaylı’ya “Türkiye’de haute-couture var mı?” diye sormaz mı? Vural Gökçaylı’nın konuk olduğu bir programda… Vural Gökçaylı durumu şakayla karışık olarak “ben gideyim bari…” diyerek zarifçe protesto etti, Saydam da “yani couture ne durumda?” diye toparlamaya çalıştı. Programın gerisini seyredemedim…

Ali Saydam, Türkiye’de iletişim duayeni olarak kabul edilir. Programı bu kadar pot kırılmasını kabul etmiyor ne yazık ki… Böyle giderse Ali Atıf Bir’in başına gelenler yakında Saydam’ın da başına gelir… Bu programda benim canımı sıkan, başta da söylediğim gibi, konuya hazırlanmadan gelmek. Bu hazırlıksızlık (ve beraberindeki cehalet) konuğa saygısızlık boyutuna ulaşıyor. Türkiye’de haute-couture alanında çalışan gerçekten parmakla sayılacak kadar az modacı var. Gökçaylı dünyada haute-couture’ün neredeyse bittiğini, Türkiye’de ise fiyatlar daha makul olduğu için bir şekilde ayakta kaldığını anlatıyordu tam o sırada. O üç-beş haute-couture modacıdan biri olan Gökçaylı’nın konuk olduğu programda böyle bir çam devirmek, programcının kendini küçük düşürmesi, konuğuna saygısızlığı…Televizyon kanallarında böyle şeylere çok sık rastlar olduk ne yazık ki…

İletişim duayeninin programında böyle şeyler duyuyorsak, yakında şunlara da hazır olalım:

Konuk: cerrah falanca filanca
Konu: ameliyatla göz hastalıklarının tedavisi
Doktor anlatıyor, dünyada böyle yapılıyor, biz böyle yapıyoruz bu ameliyatları…
Sunucu soruyor:
- Gerçekten siz bu ameliyatı Türkiye’de yapabiliyor musunuz?
Cevap:
- Gerçekten siz hiç gazete okumuyor musunuz?

NOT: Fotoğraf, Vural Gökçaylı’nın kişisel sitesinden alındı. Siteden 1960′lardan bu güne Gökçaylı’nın moda dünyasında neler yaptığı kategorik olarak yer alıyor. İnsan programa gelmeden önce iki dakika göz atar…

Entry Filed under: Moda. .

Leave a Comment

Required

Required, hidden

Some HTML allowed:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <pre> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Trackback this post  |  Subscribe to the comments via RSS Feed


Son Yazılar

a

Meta